Yazı kategorisi: Genel

Kim Bilir?

Küçüklüğümden beri çevremde sıkça sorulan bir soru bu.Çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi? Bugün,hafif puslu Ankara Cumartesisi’nde,bunu kendimce yorumlamaya ve kendi adıma vardığım sonucu aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle gördüğüm kadarıyla herkesin ortak hayalleri var.Bu hayallerden kastım iyi bir meslek veya eş değil.Mesela çevremdeki insanların çoğu bir gün karavanla uzun bir yolculuğa çıkmayı,hayran olduğu yerleri ziyaret etmeyi,yeni yemekler denemeyi ve yeni kültürler keşfetmeyi istiyor.

Tamam da bunda ne var?

Dediğinizi duyar gibiyim ancak burada bazı işlerin hayalde çok kolay olduğunu unutmamak gerekiyor.

Hepimiz neredeyse her kültüre karşı bir takım ön yargılara sahibiz.O kültürlerden insanları belli başlı düşünceler üzerinden kafamızda şekillendiriyoruz.

Mesela birinden “tipik bir Amerikalı” hayal etmesi istenirse akla (genelde) belli başlı görüntüler geliyor.Fast food yemekler yüzünden kilolarıyla başı belada olan birileri veya elinden birasını düşürmeyen,orta yaş sendromuna tutulmuş bir yetişkin…

Tüm bu ön görüntüler aslında birer ön yargı ve bir yerleri keşfetmek istiyorsak öncelikli işimiz bir karavan bulmaya çalışmak değil,bu ön yargıları kırmak olmalı kanımca.Ancak bu şekilde o kültürü tam anlamıyla tanıyabiliriz.

Peki bunun yolu var mı? Varsa ne?

Yine kendi fikirlerimden cevaplayacak olursam işin bu kısmında “çok okumak” söylemi öne çıkıyor.Belirtmek zorundayım ki “çok okuma” işi eskilerden bugüne biraz değişimle geldi.Artık sadece okumak zorunda değilsiniz,iyi filmler veya diziler de bu kısımda oldukça önemli bir yere sahip.

Yani güncel anlamda “çok okuyan” biri -doğru şeyleri okuduysa- ön yargısını kırabilir ve bir yeri ziyaret ederken oraya daha kolay adapte olabilir.Sonuç olarak kişi hem bir kültüre canlı tanıklık etmiş hem de o kültür hakkındaki ön yargılarından kurtulmuş olur.

Bu yüzden sadece çok okuyan veya çok gezen de değil,ikisini doğru yapan biri bilir.

Esen kalın.

Reklamlar